Can Dündar’ın yalnızca “Mustafa” filmi nedeniyle her gün bir parçasının koparıldığını sananlara şaşarım.
Herkesin “Atatürkçüyüm” diye kasım kasım kasıldığı bu ülkede bir tek Atatürk filmi yapamayışımızın, tembelliğimizin, bir adım öne çıkma cesareti gösterenlere fesatlığımızın, sayfalarca ahkam kesip, saatlerce boş konuşup hiçbir şey anlatmayışımızın, ürkekliğimizin, korkaklığımızın bir hıncı olmasın bu “parçalayış”…
Yıllar önce İzmir’de bir evin kömürlüğünde üç-dört bobin Atatürk filmi bulunmuştu. Cumhuriyet gazetesinde, bu güzel olayı günlerce haber yapmıştım. Hatta Çağdaş Gazeteciler Derneği bu haberlere ödül vermişti.
Sonra ne mi oldu?
Gerek filmi bulan, gerek biz ilgili her yere başvurduk. Asetat tabanlı filmler yanma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Yeni teknik yöntemlerle kopyalanması gerekiyordu.
Kimseciklerden ses çıkmadı. O filmler bulan insanlarda kaldı. Şimdi ne olduğu bilinmiyor.
İlgisizliğimizin boyutunu düşünebiliyor musunuz?
Güzel belgesellere, bilhassa “Sarı Zeybek”e imza atmış, yıllardır göz önünde bulunan gazeteci, bir adım daha öne çıkarak, Atatürk’ü biraz daha yaşamımıza sokmaya çabalamış.
Farz edelim ki çok kötü bir film. Farz edelim ki bir çok hatası var.
Peki bu kadar şiddet, bu kadar celallenme niye?
Sanki birileri hazır bekliyormuş gibi, hep birden bir parça koparmaya.
Efendim paragözmüş, efendim yatak odası sesiyle konuşuyormuş, efendim yıllarca herkesi kandırmış.
Biz de salağız ya hep kanmışız.
Ayıptır. Ayıptır. Ayıptır…
Kim cesur bir adım atarsa korkularımız açığa çıkıyor diye hiddetleniyoruz.
Kim çok iyi bir iş becerirse, beceriksizliğimizi yüzümüze vurmuş gibi celalleniyoruz.
Kurtuluş Savaşı’nı en iyi anlatan şairimizi Nazım Hikmet’imizi “vatan haini” yapmadık mı? “Bu
adamın yüzüne tükürün” manşetleri atmadık mı?
Orhan Pamuk, Nobel’i alır almaz “vatan haini” olmadı mı? Ülkesinden kaçmak zorunda kalmadı mı?
Şimdi soruyorum:
Bunca saldırıya uğrayan, aşağılayıcı tümcelere muhatap olan Can Dündar, bundan sonraki çalışmalarına nasıl bir ruh haliyle başlayabilir?
Hep söylerim: Yeteneksizlerin zamanı bu zaman. Rezil olması gerekenlerin asla rezil olmadığı bir zaman.
Kıskanıyoruz, fesatlanıyoruz. Tek çare, öne çıkanları paçalarından tutup, aşağılara kendi yanımıza çekmek.
Hadi, koşun, bir “av” daha çıktı.
Parçalayın Can Dündar’ı…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder